Öncelikle kendi hikayeme başlamadan önce bizim için çok kıymetli engin hocam sayesinde kızımı bir buçuk ay önce kucağıma aldım …evlendiğimizde 30 yaşındaydık ilk iki yıl hiç çocuk düşünmedik nasıl olsa sağlıklı insanlarız bizimde istediğimizde çocuğumuz olur diye düşündük fakat hayatta hiçbirşey planladığınız gibi olmayabiliyor çocuk düşündüğümüzde bir süre sonra bir sorun olduğunu yardım almamız gerektiğini düşündük dış merkezde bilinen bir doktora gittiğimde 2.5 cm lik çikolata kistim ve polipim olduğunu öğrendim gebelik istiyorsam polipin alınmasını önerdiler ben başka bir doktora daha danışmam gerektiğini düşündüm yine bilinen başka bir doktora polip ameliyatı oldum fakat yine de gebelik oluşmayınca aşılama ile başlamam gerektiğini söylediler 2 kere aşılama oldum ikisi de negatif sonuç tüp bebeğe geçmem gerektiğini söylediler başka bir doktorla devam etmek istedim yine dış merkezde çok iyi tanınan başka bir doktorla tüp bebeğe başladım bana hiç bir sorun olmadığını başarı şansımın yüksek olduğunu söylerek tedaviye başladım yumurtalarım toplandı ilk transfer sonuç negatifti kalan embriyoları transfer ediceklerini söylediler ikinci transferde iki adet embriyo transfer edildi ve gebelik testi pozitif geldi tüm ailem eşim hepimiz çok heycanlanmıştık fakat değerlerim istenilen gibi artış göstermedi iki ay bu şekilde beni beklettiler fakat boş gebelik oluştuğu için kürtaj olmam gerekiyormuş bence bir kadının ve henüz çocuğu olmamış bir kadın için büyük bir travma kürtaj olmak 1 sene ara verdim üst üste yaşadıklarımdan sonra tekrar toparladıktan sonra aynı doktora başvurdum benden rahim filmi istendi sonucunda yapışıklıklarım olduğunu tekrar ameliyat olmam gerektiğini söyleyince ben güvenemedim ve bir yerlerde eksiklik olduğunu düşündüm… aile dostlarımızın tavsiyesi üzerine engin hocamla tanıştım engin hoca büyük bir titizlikle tekrar tüp bebek işlemine başladı hocam daha önce bana yapılmamış bir işlem yaparak yumurtalarımı genetik tanıya gönderdi sonucunda transfer edilemeyen 4 kalitesiz yumurtam oldu kendisi tekrar gelmemi söylerek bana kuvvet verdi kendisine o kadar güvendim ki tekrar başladım bu sefer genetik tanıdan 2 adet kaliteli yumurtam geldi o kadar sevindim ki içimden artık yolu yarıladığımı düşündüm engin hocam bir rahim ameliyatı daha geçirmem gerektiğini söylediğimde tereddütsüz kabul ettim ameliyat sonrası transferimde sonuç pozitifti şimdi dünyalar tatlısı kızım leyla bizimle muhteşem bir hamilelik geçirdim engin hocam sayesinde tüm pandemi sürecine rağmen hayatımızın sonuna kadar kendisine sonsuz minnet ve sevgi duyucağımız çok değerli bir hekim şahane bir insan kızım leyla ve ben sizi çok seviyoruz hep sevgiyle kalın bizde hep sizin hayatınızda olalım …

Hayat her zaman mutlu anılardan oluşmuyor ne yazık ki… İşte benim de yolculuğum 2016 yılında mutsuz bir durum ile başladı. Bedenim sürekli miyom oluşturuyordu. Ameliyatlar, operasyonlar derken… Neredeyse 2 senede 1 kendimi operasyonda bulmaya başlamıştım. Ama çocuk sahibi de olmak istiyordum. Bir türlü olmuyordu. En sonunda Engin hocam ile tanıştım. Hatta tanıştığımda ne yazık ki hastalığımın 1 sene sonra tekrardan ameliyat olduğum aynı yerde oluştuğunu öğrenmiştim. Umutsuzum, üzgünüm. Artık bedenim ve ruhum tekrardan bir operasyonu daha kaldırmayacaktı. Fakat Engin hocam bana oldukça güven verdi. Ben senin baban olsam sana ameliyat yerine tüp bebeğe hemen başlamanı önerirdim dedi. Böylece bir anda bu sürece girdik. Süreç boyunca her zaman desteğini yanımda hissettim. Çok güvendim. Doktoruna güvenmek gerçekten çok önemliymiş bunu öğrendim. Sıcak babacan tavrı, sakin yaklaşımıyla bana huzur verdi. En sonunda evladımı kucağıma aldım, üstelik böyle zor bir süreçte. İşte böylece benim hikayem mutlu bitti. Kendisinin hakkını ödeyemem. Siz siz olun asla umudunuzu kaybetmeyin. İnsan umut ettikçe yaşar.

Tüp Bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmuş ve doktoruma kontrole gitmiştim.

Doktorum elime bir not verdi.

– Bu nedir?

– Sana ödev veriyorum. Seninki bir başarı hikayesidir.

Doktorum bana bu ödevi verdiğinde şaşırdım ve ne kadar uzun zamandır Tüp bebek tedavisi ile ilgilendiğimizi unutmuşum, kafama dank etti.  Yaklaşık olarak 8 sene olmuş.  Çok mu belki değil daha uzun zamandır uğraşanları biliyorum.  Bu yıllar içinde 2 aşılama 8 Tüp Bebek 3 hamilelik 1 dış gebelik 1 Histereskopi (arada sayısız operasyon ve 1 tanesinde uyanamamam ondan sonra zaten kısa süreli uyutma, sedasyon şeklinde oldu) 1 sorunlu gebelik ve bir ikiz gebelik. Evet ikizlerimi doğurdum, bir kız ve bir erkek. Allaha şükürler olsun sağlıklı ve yanımdalar.

Hikayem aslında çok marjinal, çok duyulmamış bir hikaye değil sadece benim hikayem. Her zaman çocukları çok sevmişimdir ve hep çok çocuğum olsun istemişimdir. Çocuk yapmanın bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim. Aman ne kadar zor olabilir ki olmazsa Tüp Bebek yaptırırım olur biter derdim (sanki ilk denemede herkesin oluyormuş gibi). Ve tabi ki hiç araştırma yapmamıştım. O zamanki doktorum çok ünlü bir profesör ve bu işte ilklerden biriydi. Genç kızlığımdan beri ona gidiyordum. Bir görüşmede artık hazır olduğumuzu ve Tüp Bebek yapmak istediğimizi söyledim. Oda kısaca prosedürü anlattı. 1 sene normal yollardan deneyip olmazsa sonra Aşılama ve Tüp Bebek’e geçeriz dedi. Yaşım zaten 30-31 eeee 3-4 senelikte evliyiz biz direk başlayalım dedik. Ve bu noktadan sonra hayatımın en zor günleri başladı. Önce rahim filmi çekildi.  Sonra kan testleri vs.. yapılmadık test kalmamıştı. İkimizde de görünürde herhangi bir hastalık ya da sorun yoktu. Hemen aşılama için ilaç tedavisine başlandı. Oldum olası hassas ve duygusal biriydim daha da beter oldum. Bu süreçte tabi ailem hep yanımda oldu. Hiç yalnız bırakmadılar. Ama tüm bu kullanılan ilaçlar bende yan etkilerini göstermeye başladı. Her gün klinikte deneme yapılıyordu. Bir kere daha deneyelim görelim ne gibi bulgular oluyor olmadı başka bir ilaç deneriz şeklinde. Deneme tahtasına dönmüş her yerim delik deşik olmuştu. İlaçların ayrıca yaptığı yan etkilerden biride sanki hamileymişsin gibi tüm belirtileri görmek hatta hissetmekti. Doktorum yeni daha büyük bir klinik açıp oraya gelmemi istedi. Her gittiğimizde 3’er saat bekliyor sonunda da doktorumu 5 dakika zor görüyor, o ara soru sorabiliyorsak soruyorduk. Aynı sorun herhangi bir durumda aradığımda önce sekreteri sonra asistanı sonra hemşiresi ve sonra bana geri dönüş yapılıyordu. Bu arada tabi ben hastanelik olmadıysam. 3. Tüp bebek denemesinden sonra doktor yumurta kalitemin düşük olduğunu ve bunun herhangi bir şekilde (yani beslenme veya ilaçlarla) iyileştirilemeyeceğini söyledi. Bana hipnoz, akapunktur ve benzeri tedaviler önerdi. Hatta kendi kliniklerinde bir görüşme bile ayarladı. Görüşme esnasında bazı sorular sorup size oradan bir sonuç çıkartıyorlar ve terapi için hazırsanız randevu alıyorsunuz. Aslında çok sayıda ileri yaş hastasının hamile kaldığını bu yolla başarıya ulaşıldığını anlattı fakat hipnoz düşüncesi bana hiç sıcak gelmedi. Oradan çıktık ve eşim ile bir daha oraya gitmemeye karar verdik. Çok sinirli, huzursuz ve mutsuzdum yeni bir doktor araştırması bile yapmak istemedim. Bir diğer konu da tüm tetkik ve dosyalarımı nasıl alacaktık. Eşimin bir arkadaşı Profesör Doktor Engin Oral’ı önerdi. Ayrıca yakın aile dostları idi. Hiç araştırmadan direk gittik. İlk görüşte ısınıp ısınmayacağımı anlamıştım. Biraz sert bir doktordu ama konusunda uzman olduğunu yıllar içinde anladım.   Dosyaları inceledikten sonra tekrar görüştük ve orada bize bir plan yaptı. İlk elimizde olan embriyoları yapalım ve ne oluyor görelim dedi. Ki bu çok mantıklıydı. Tabi biz o zaman böyle düşünmemiştik neden yeni yapmıyoruz!!! Yeni yapılanın daha taze olduğunu düşünüyorduk. Sanki meyve sebze alıyoruz pazardan… İlaçları neler yaşadığımı ve neden olup olmadığını kendi de tahlil etmiş olacaktı. Kalan embriyoları kullanma kararı alındı ve maalesef tutmadı. Bu arada hiçbir doktor (diğer klinikteki, ki orada üç ayrı doktorda beni farklı nedenlerden dolayı görmüştü) Histereskopi’den bahsetmemişti. İlki tutmadıktan sonra histereskopi yapmaya karar verdik.

Doktorum sigorta karşılamadığı için uygun başka bir hastane buldu ve orada ameliyatı gerçekleştirdi. Çok kısa süren bir operasyondu. Hafif bir sedasyon ve uyandım. Doktorum herhangi bir problem olmadığını ama yine de bazı küçük hileler denediğini söyledi. Histereskopi aslında modern kürtaj fakat burada amaç rahimde sorun varsa gideriliyor yok ise orada küçük oyuklar oluşturuluyor ki yerleştirilen embriyo rahim duvarına tutunabilsin. Ve işte bundan sonra heyecanlı günler başladı çünkü doktoruma güveniyor ve yeni metodlar öğreniyordum. Ameliyattan sonra 1 ay kadar ara verildi. Çok tedirgindim acaba olacakmıydı!!! 15 günü beklemek çok zordu. Histereskopi’den sonra ilk denemeydi ve evet çift basamaklı sayıyı gördük, pozitifti. Ama kısa sürdü ilk haftalarda kanamayla başlayan ve sonrasında şiddetli ağrıyla devam eden günler başladı. Dış gebelik olmuştu. Yerimde duramıyordum çok ağrım vardı. Meğer kese rahimden dışarı çıkmış ve sağ tüpümde alınan apandistimin son kısmına yapışmıştı. Bu arada apandisitim 15 sene önce alınmıştı. Tüpüm zarar görmüş ve alınmalıydı. Yakın zamanda mı olmuştu yoksa daha önce mi yapışmıştı bilemiyorduk. Hatta rahim filmi çekildiğinde bile görülmemişti. Bir ameliyat daha haneme yazıldı ve tüpüm alındı. Yine 2-3 ay ara demekti bu!! Artık beklemek istemiyordum. 3 ay aradan sonra doktorum elimizde embriyo kalmadığı için yeni yapmamız gerektiğini söyledi. Bu sefer uzun protokol deneyeceğim dedi. Benim heyecanım giderek artıyordu her seferinde yeni bir fikirle karşıma çıkıyordu. Uzun protokol kısaca yumurtayı çoğaltmaya değil kalitesini artırmaya yönelik bir çalışma benim anladığım. Bunda daha az yumurta toplandı normalde 15-16 tane toplanıyordu ve 7-8 tane embriyo oluşuyordu. Uzun protokolde 10 tane kadar yumurta toplandı ve 6 tane kadar embriyo elimizde oldu. Hemen ertesi hafta 2 embriyo yerleştirildi. Yine bir heyecan bekleyiş ve evet çift basamaklı sayıyı gördük. İlk haftalarda yine bir kanam oldu fakat ağrım yoktu. Çok korktum doktor eve gidip yatmamı söyledi. İki hafta yattım. Kontrollere başlandı artık hamileydim ve kese, kalıp atışı hepsini duyuyor görüyorduk. Hele o ilk kalp atışını duymamız eşim ve ben ağlamaya başladık. Doktorum bu kadar çabuk sevinmeyin daha çok başındasınız kucağınıza alana kadar risk var dedi. Bizim hevesimiz kursağımızda kaldı ama içten içe çok seviniyorduk. Bir sonraki gidişimizde “2 hafta arkadan geliyor ama çok problem değil” dedi. Doktorum hiç sevinmiyordu meğer o zaman anlamış fakat test yapılmasını bekliyormuş. MaterniT21 PLUS diye bir test %99,5 doğru çıkıyor. Kan alınıyor ve ABD’ye gönderiliyor. Yaklaşık 1 hafta içinde sonuç çıkıyor. Ve sonuç çıktı tirizomi 18. Doktorum hemen gelin konuşalım dedi. Gittik ve bebeğin benim sağlığım için alınması gerektiğini söyledi. Şoktaydım. Biraz araştırma yapınca zaten bebeğin doğamayacağını doğsa bile yaşayamayacağını ve hatta çoğu tirizomi 18 olan bebeğin doğumdan sonra 1 saat kadar yaşayabildiğini öğrendim. Birde detaylı ultrasona girip amniosentez yapılması gerektiği ve bazen orada farklı sonuçlar çıktığını söyledi. Bir umut hemen randevu alıp doktora gittik.  Amniosentez için önce hazırlıklar yapıldı doktor bana ne yapacağını tek tek anlattı. Hafif şekilde uyuşturdu ve iğneyle karnımdan pipete benzer birşeyle girdi. O an ultrasonda son gördüğüm bana bebeğimin el salladığıydı. Bundan sonra tabi sonucun aynı çıkması ve maalesef alınması gerektiği gibi konular geçti. Bunları tam hatırlayamıyorum bile çok üzgündüm belki de hatırlamak istemiyorumdur. Hastaneye gidip hemen bitmesini istiyordum. Ama yine zorlu bir süreç beni bekliyordu. Alınması da bi o kadar kolay olmadı. Çok moral bozucu bir süreçti. Maalesef bunu birebir doğum yapar gibi yaşıyorsunuz. Uzun bir süre bu durumu atlatamadım. Etrafımda çocuk ve hamile görmek bile istemiyordum. Üst üste tatillere çıkmamızda fayda etmedi. Eşim çok istiyorsak evlat ediniriz bir çocuğun hayatını kurtarırız diye bana telkinde bulunuyordu. Ama ben hiçbirşeye yanaşmıyordum. Aradan yaklaşık 1 buçuk sene geçmişti ki telefonum çaldı. Arayan Tüp Bebek Merkeziydi. Halen ellerinde embriyolarımın olduğunu eğer bu sene kullanırsak kira almayacaklarını söylediler. Hemen eşimi ve Engin Bey’i aradım çünkü onları orada unutmuştuk. Randevu alıp gittik aklımızda hiçbirşey yoktu. Engin Bey beni görünce şaşırdı ve “seni hiç beklemiyordum başka doktora gitmişsindir diye düşünüyordum” dedi. Bende uzun zamandır hiçbir doktora hasta olsam bile gitmediğimi söyledim. Biraz konuştuk kontroller falan. Küçük bir kist var fakat mühim değil. Ne yapalım ne istiyorsun dedi. Bende bilmiyorum halen ne yapacağımı dedim. Bana ilaçları söyledi ve eğer karar verirsen bu ilaçlara başla ve 14. Gün ara dedi. Eve geldik ve eşimin gözlerinde benden daha çok istediğini gördüm. Tamam dedim başlayalım ne kaybederiz zaten bir sürü şey yaşadık. Bu sefer hiçbir heyecan hiçbir his yoktu. İlaçları kullanmaya başladım. 14. Günü doktoru aradım ve süreci tekrar başlattık. Embriyo yerleştirildikten 15 gün sonra cumartesiydi, bir anda test yaptırmam gerektiğini hatırladım ve acele laboratuara gidip yaptırdım. Akşamüstü çıkar dediler eve geri döndüm. Kahvaltı, toplanma falan derken markete gidip alışveriş yapim dedim. Marketten çok fazla şey alınca yardımcı olması için market görevlisine rica ettim eve kadar getirdi. Kapıyı açtığımda bahşiş verelim diye para arıyorum eşim garip hareketler yapıyor ve 862 gibi bir sayı söylüyor. Dedim heralde piyango falan vurdu 862 ne ki. Sonra koltuktaki bilgisayar ekranında laboratuvarın logosunu gördüm sonuç gelmişti ve o sayı oydu. Bana sürekli bu sayı çok değil mi normal mi bir gariplik mi var diye sorular soruyordu. Hemen Engin Bey’i aradık ve o tabi kendi ekranına düştüğü için görmüştü. Sesi çok mutlu geliyordu. Bana iki günde bir testi tekrarlamamı ve iki hafta sonra gelmemi söyledi. Bu arada tabi hemen aile fertleri arandı. Haber verildi. Ağlaşmalar kutlamalar vs derken iki hafta nasıl geçti anlamadım. 6. Hafta kontrolü geldi çattı. Ben hala sanki bir şey çıkacakmış gibi donuk ve hissizdim. Doktor kontrolde iki hatta üç tane kese olduğunu ama birinin boş olduğunu söyledi. Orada bayılacaktım. Birbirimize bakıp ağladık en çok istediğimiz şeydi. Uzun zamandır beklediğimiz şey artık gerçek oluyordu. Yine de doktorumun sürekli yüzüne bakıyordum ters bişey var mı yada suratı asık mı diye, gülümsüyordu artık oda emindi. Bunlar onlardı bizim şans meleklerimiz. Bir sonraki kontrolde kalp atışlarını duyduk. O kadar yüksekti ki kulaklarım çınlıyordu. Daha çok miniklerdi o yüzden sadece kese ve içinde bir iki tane nokta halinde karartılar görünüyordu. İlaçları kullanmaya devam ettiğim için çok şişmiştim. Sanki 4 -5 aylık hamile gibi karnım büyümüştü. Dikkat edilecek konular yinelendi eğilmek, uzanmak vs yok ağır kaldırmak, iş yapmak yada kendini yormak yok hele dar giymek asla yok…. Ama ben sürekli oturamazdım yerimde birazcık hareketten bir şey olmaz dedik ve o haftasonu ordan oraya gezdik ki arabayla öyle yürüyüş falan değil. Derken pazartesi işe gittim ve o gün kanamam oldu çok korktum hemen doktorumu akabinde eşimi aradım ordan tabi ki annemi. Eve gidip yatmalısın dedi öncelerden pinpirikliyiz doktoru geri arayıp biz merak ediyoruz görmeliyiz dedik. Gittiğimizde Engin Bey bize çok kızdı “buraya geleceğinize eve gidip yatmalıydı. Böyle olmaz zaten bir şey olsa bile elimizden bir şey gelmez, bekleyeceğiz” dedi. Yaklaşık 3 hafta hiç hareket etmeden yattım. Sanırım bir tuvalete kalkıyordum birde gece yatağa gidiyordum. Son hafta tabi artık sıkılmalar ve havanın güzel olması etkilediği için biraz dışarı attık kendimizi. Bu bize bir uyarı olmuştu çok daha dikkatli davranmaya başladım. İşe gidiyordum ve neredeyse çok az hareket ediyordum. Akşamları iş dönüşü biraz yürüyüş yapıyordum oda çok uykum geldiği için 15 dakika kadar oluyordu sonra eve gel yemek ye yat. Bütün rutinim bu olmuştu. Normalde akşam yemek yemediğim için kendime haftalık program oluşturdum. İki gün et, iki gün balık (somon, sardalya gibi balıklar dip balıkları olmayacak, ilk hamileliğimde ton balığı yiyordum ama onu da listeden çıkardılar) ve diğer günler sebze özelikle semizotu tabi yanlarında salata çok iyi yıkanmış hatta fazlasıylaJ. Güne iyi bir kahvaltı ile başlıyordum ama iki çayla, çok içtiğim için azaltmıştım, ardından saat aralarında süt, yoğurt, meyve ve kuruyemiş (fındık, ceviz gibi yiyecekler). Bitki çaylarını çok seviyordum onlara da ambargo geldi zaten korkudan da içmiyordum da üstüne sadece ıhlamura bir bardak için izin çıktı. Veee 3 litre su…off en zoru buydu tuvalete gitmekten artık yerimde oturamıyordum. Sürekli su içmekten miğdem bulanıyordu ki hiçbir zaman miğdem bulanmadı klasik hamilelik yaşamadım yani. Olsun onlar için herşeye razıydım. Bazı sevdiğim yiyeceklerde mesela çikolata canım istememeye başlamıştı. Enteresan hep hamile kalırsam normalden daha fazla yerim diye düşünmüşümdür. Hiçbirşey düşündüğüm gibi olmadı. İkiz olduğu artık tamamiyle kesinleşmişti ve artık yavaş yavaş çevrenize söyleyebilirsiniz dedi. Arkadaşlarımıza eşimin doğumgünü yemeğinde dayanamayıp söyledik. Çığlıklar, kutlamalar, ağlamalar bizden daha çok sevinmişlerdi haklıydılar onlarda bizle beklemişlerdi bugünü. 12. Haftaya girmiştik ve MaterniT21 PLUS yapılması gerekiyordu. Sonucu beklerken günler sanki hiç geçmiyordu. Hep eskiyi hatırlayıp dualar ediyordum. Sonuç geldi normaldi. Engin Bey telefonda güzel haberi verdi. O bizden daha çok sevinmişti. Bir sınavı daha atlatmıştık. Aynı hafta doktor kontrolümüz vardı. Kontrol bitmeye yakın herşey güzel normal gidiyor dediği anda artık cinsiyetlerini görebiliyor musunuz dedim. İçerden hemşiresini çağırdı ve 1 numarayla 2 numara dedi. Anlamadık öyle şaşkın gözlerle bakıyorduk. Noluyordu şimdi neydi bu olay…Hemşire iki tane çorap getirmişti, bebek çorapları! Ben ilk bakışta hediye getirdi aaa ne hoş derken farkettim ki biri pembe biri mavi. Biri erkek biri kızdı allahım ne büyük mutluluk. Dualarımız kabul olmuştu. Yine ağlamalar hıçkırıklar. Daha doktordan çıkmadan aile üyelerine foto atmaya başladım. Hepsi şaşkın ve mutlu geri arıyorlardı beni…

İlk zamanlar korkudan fotoğraf bile çekmiyordum artık göbeğimin fotoğraflarını çekmeye başlamıştım. Yavaş yavaş büyüyorlardı hareketlerini pek hissedemesemde 3 haftada 1 doktor kontrolünde izliyorduk. Nerede olduklarını her seferinde tam olarak öğrenip kafama kazıyordum. Nereye ne zaman dönüyorlar bu gibi bilgileride telefonuma indirdiğim bir aplikasyondan takip ediyordum. Doktora gittiğimde de söyledikleri ile teyit ediyordum. Yaz gelmeye başlamıştı havalar güzelleşiyordu. Daha rahat kıyafetler giyebiliyordum artık. Her doktor kontrolünde ohhh bu haftayıda atlattık şükür ama diye başlıyordu Engin Bey işte şu haftadan sonra bazı riskler var…. Dikkat etmek lazım. Yine kontrolden çok sevinemeden ayrılıyorduk. Her seferinde kucağınıza almadan çok sevinmeyin diyordu. Tatil dönemi başlamıştı ve herkes tatile gidiyordu. Bize yasaktı uçağa binmeyi bırakın arabayla 1 saatlik yazlığımıza bile zor gönderiyordu. Yazlığımız Silivri tarafındaydı. Orada denize girmemede izin verilmiyordu. Herkes sıcakta denize giriyordu ve ben kenarda öylece oturuyordum.

Bayram gelmişti ve artık bir yerlere kesin gitmek istiyordum çok sıkılmıştım. Eskiden olsa her haftasonu bir yere dalış yada kısa gezi programı yapardık. Bu durum beni çok etkiliyordu. Bir sonraki kontrolde doktordan izin çıktı ve tatile gidiyorduk. Tatile çok ihtiyacım vardı özelliklede denize girmek istiyordum. Küçüklüğümden beri yüzmeyi çok severdim ve yüzmediğim bir yaz dönem olmamıştı. Küçük bir tur yapacaktık tekne ile Çeşmeye kadar gidecektik ama doktor sadece arabayla oda molalar vererek devam edebileceğimizi çok dikkatli olmamızı söyledi. Yol boyunca uzanmamı bol bol su içmemi ve molalarda yürümemi söyledi. Bizde önce Ayvalık’ta bir iki gün kalıp beni çok zorlamadan Çeşmeye devam edecektik. Bu arada gündüzleri de tekneyle takılacaktık. 6 saatlik Ayvalık yolculuğu 11 saatte tamamlandı. Her molada durduk nerdeyse 40 km hızla falan gidiyorduk. Sürekli benim su, tuvalet ve acıktım mırıldanmalarıyla molalar dahada fazlalaştı. Çok yorulmamıştım hatta gittiğimizde hemen eşyaları bırakıp denize bile indik. O ilk denize girişim muhteşemdi. Normalde Ayvalık suyu çok soğuk olur ve bir atlayıp çıkardım çok yüzemezdim. Tabi bu sefer atlayıp çıkamayacaktım. Ayağıma dalış patiklerimi giydim ve yavaş yavaş suya girdim. Çok acayip bir histi su göbeğimi taşıyordu ama dengeli yüzemiyordum. Sürekli sağa sola yalpalıyordum ve suyun soğukluğundan karnım sanki içeri çekiliyordu. Çok komiktim sürekli kendime gülüyordum. Tatil çok güzel geçiyordu hergün yüzüyordum. Güneşte çok kalmamaya çalışıyordum. Artık sıcaklar artmaya başlamıştı gölgede oturuyordum. Geceleri yavaş yavaş sıkıntılar başlamıştı. Rahat yatamıyor dönemiyordum. Birkaç yastıkla anca yatabiliyordum. Uykuya geçiş çok zordu. Hareketlenmeye başlamışlardı bir yandanda tekmeler havalarda uçuşuyordu. Tatil dönüş yolu çok daha rahattı yol boyunca uyuduğumu söyleyebilirim. 10 gün geçmişti ve beni görenler karnımın baya büyüdüğünü ama kollar bacaklar aynı incelikte olduğunu nasıl taşıdığımı merak ediyorlardı. Bende karnımın iyice büyüdüğünü düşünüyordum fakat doktorum “halen karnın küçük daha büyük olmalı” diyordu. Öğünlerimi daha da fazlalaştırmaya başlamıştım. Oturduğumda sanki önümden yemeği kaçıracaklarmış gibi hızlı ve hırslı yiyordum. Sonrasında tabi bir yerden çıkacaktı. Ara ara kan testleri yapılıyordu. Şekerim çıkması olasıydı meyveyi daha az yemem gerektiğini söyledi.

Tatil dönüşü yaklaşık 21.haftalarda yapılması gereken detaylı ultrason için vakit gelmişti. Bana iki kartvizit uzattı bunlardan birine gidebilirsin dedi.  Hemen randevu aldık ve gittik. Tabi gitmeden aklımıza ikiz olduğunu söylemek gelmedi. Muayene odasında hemşire bilgilerimizi alıp bilgisayarda kayıt oluşturmaya başladı. Taki cinsiyeti sorana kadar devam etti. Biz ikiz diyince baştan yapmalıyız ikisini ayrı gireceğiz ki ikisine ayrı ayrı bakacak doktor bey. Tüm organlarını her noktasını ayrı ayrı anlattı ve istediğimiz yerde durup soru sorabileceğimizi anlamadığınız yerleri anlatabileceğini söyledi. Dahada çok sevdim kendisini. Herşey bittikten sonra odasına çağırdı ve yine üzerinden olması gereken değerleri ve bizimkilerin değerlerini gösterdi. Çok iyiydi rahatlamıştık. Doktorlar her zaman rahat olun stres olmayın derler ama bu tip durumlar annenin daha çok stres olmasına neden oluyor. Bunu sanırım kimse anlayamıyor:)

Hafta hafta büyüdüğümü, daha da büyüdüğümü izliyor ve olanlara şaşırıyordum. Karnıma çatlak olmasın diye krem sürmeye başlamıştım küçük bir alerji dolayısıyla onu da bıraktım. Herşeyim bir olay, bir maceraydı. O zaman başlayan el uyuşmalarım çok daha fazlalaştı artık tuttuğum şeyleri tam olarak hissedemiyordum. Zaten ayakkabı giymekte de zorlanıyordum hem eğilemediğim hem de ayaklarımda büyüme olduğu için sadece terlik ve ince sandaletle dışarı çıkıyordum. Bakımıma çok önem verirdim önceden sürekli maskeler kremler vs.. hamilelikle birlikte içeriğinde doğal maddeler kullanılmış ürünlere yöneldim. Onlarda saçlarımı mahvetti ve çok fazla krem sürebilecek halim bile yoktu. Çok berbat görünüyordum, geceleri uyuyamıyordum. İş yerinde küçük uyuklamalarım gülüşmelere neden oluyordu. 30. Hafta gelmişti daha öncesinde de doktora hep soruyordum daha fazla işte kalabilir miyim diye bakalım durumuna göre diyordu ama o hafta “sen artık eve git yat, iznini başlat” dedi. İnanamadım 15 seneden fazladır çalışıyordum ve “eve git yat” bana çok acayip gelmişti. Her gün işe gidip gelen ben eve gidip yatacaktım. O ara taşınma telaşı da girdi mi araya. Tabi artık kalabalık bir aile oluyorduk buda daha büyük bir ev demekti. En azından beni baya bir meşgul etti, iyi oldu. Ama istediğim gibi hareket edemediğim için sıkıntı basıyordu genelde evde yatmak istiyordum. Doktorumla artık daha kısa aralıklarla görüşüyorduk. Bu ara hastane arayışı ve ne şekilde yapacağımla ilgili bilgi ediniyordum hem çevremden hem internetten. Kafama koymuştum madem normal doğum yapamıyorum o zaman epidural sezeryan olacaktım. İlk çıktıklarında onları görmek ve onlara sarılmak, kokularını içime çekmek istiyordum. Doktorumda epidural’e sıcak bakıyordu. Epidural’in tamamen bebeğe gitmediğini, herhangi bir zararının olmadığını söyledi. Hastaneye gidip son kontrolleri yaptırdık ve anestezi uzmanı ile görüşüp son tahlilleri yaptırdık. Doktorum iki gün sonra arayıp 3 Kasım olur mu hazır mısın dedi. Tarih belirlenmişti artık çok az kalmıştı.

3 Kasım gelmişti heyecandan gece boyunca hiç uyuyamadım. Hazırlıkları da ne olur ne olmaz, bir sürpriz falan olabilir diye 2 hafta önceden yapmıştık. Herşey hazırdı artık gelebilirlerdi.

Ve geldiler :)))) Hayatımın en mutlu, en heyecanlı, en müthiş günüydü.

Allah herkese bu mutluluğu tatmayı nasip etsin…

Burcu

Kaynak:  https://burcuozgeturantuncer.wixsite.com/sitem-1/about

Arkadaşlığımız yıllar öncesine dayansa da eşimle ancak tanışmamızdan 8 yıl sonra evlendik.  Evlendiğimizde ben 36 eşim 39 yaşındaydı.  Birbirimizi yıllardır tanıdığımız için vakit kaybetmeden ve yaşımız ilerlemeden çocuk sahibi olmak istiyorduk.  Bir kaç denememiz olumsuz olunca ben hemen doktora gittim ve bir sorunum olmadığını öğrendim.  Daha sonra eşim sperm testi yaptırdı ve sonuç negatif çıktı yani sperm yoktu.  Bunun üzerine daha önceden ağabeyimde de böyle bir sorun yaşadığı için onun doktorundan randevu aldık ve gittik.  Doktor eşimi muayene ettikten sonra bir takım testler istedi.  Bu testler sonucunda eşimin doğuştan klinefelter sendromu olduğunu öğrendik.  Yani eşim 46 yerine 47 kromozomlu doğmuş.  X kromozomu 1 tane fazlaymış.  Bu durumda bizim normal yollardan çocuk sahibi olmamızı maalesef imkansız kılıyormuş.  Mikro-tese ameliyatı olup içeride sperm var mı, varsa canlı mı diye bakılması gerekiyormuş.  Fakat eşim doktorla iyi iletişim sağlayamadı daha doğrusu sorularına net bir cevap alamadığını söyledi ve çocuk konusu bizde bir süreliğine kapandı.

Bir gün arkadaşları ile otururken konu bizim çocuğumuzun olamamasından açıldı.  Onlarda bize kendi sorunlarına derman olan Prof. Dr. Engin Oral‘ı tavsiye ettiler.  Onlardan Engin Bey hakkında çok güzel şeyler duyduk ki. “söylemeden edemeyeceğim, gerçekten Engin Bey kibar, güler yüzlü, güven veren, kendisine 24 saat ulaşılabilen, sorularına her zaman cevap bulabileceğin, çok başarılı ve dünya tatlısı bir doktor.”  Daha sonra Nişantaşı muayenehaneden randevu aldık.  Eşimle beraber gittik.  Ben o kadar heyecanlıydım ki.  Güzel bir şey duymaya çok ihtiyacım vardı.  Doktor çok önemli.  Seni motive etmeli, yanında rahat olmanı sağlamalı ve güven vermeli.  İşte biz de gerçekten öyle güven veren, güler yüzlü, sevecen bir doktorla karşılaştık.  Çok şükür…

Engin Bey önce bizi dinledi, sonra sorularını sordu ve yaptırdığımız testleri inceledi.  Evet o da bize normal yollardan çocuk sahibi olma şansımızın pek olmadığını söyledi.  Eşim için kendi gibi başarılı, sevecen bir doktor önerdi.  Daha sonra da beni muayene etti.  Önce AMH testi yaptı ve sonra muayene oldum.  Muayene sırasında daha önce bana söylenmeyen bir kaç tane miyomum olduğunu öğrendim.  Engin Bey bir tanesinin de eğer çocuk sahibi olacaksam alınması gereken yani bebeğin tutunacağı yerde olduğunu söyledi.  Eğer alınmazsa düşükle sonuçlanan hamilelik geçirebilirmişim.  Ama önce eşimin muayenesi ve çıkacak sonuç önemliydi.  Vakit kaybetmeden doktor Bülent Alıcı’dan randevu aldık ve gittik.  Önce hep beraber konuştuk sonra eşim muayene oldu.  Bülent Bey de eğer bebek sahibi olmak istiyorsak eşimin mikrotese ameliyatı olması gerektiğini söyledi.  Ameliyat ile canlı sperm varsa onlar toplanacaktı.  Tek çare bu ameliyatı yapıp sonucu görmekti.  Eşim Bülent Alıcı’yı çok sevdi ve güvendi ameliyat için tamam dedi.  Hemen Engin Bey’e haber verdik.  O sırada AMH test sonuçlarım da çıkmıştı.  Engin Bey test sonuçlarıma göre yumurta rezervimin azaldığını,öncelikle yumurta toplama işlemi,daha sonda miyom ameliyatı ve 3 ya da 4 ay sonra da eğer canlı sperm bulunur ise transfer işlemi yapılacaktı. Biz hemen doktorumun vermiş olduğu ve 2,5 hafta süren iğnelere başladık.Çok heyecanlıydım.  Fakat 2.hafta ya geldiğimizde Engin Bey yumurtalarımın istenilen boyuta gelmediğini, riske atmamak için de iğneleri kesip 1 ay daha beklememizi istedi.  Bir sonraki ay iğnelere tekrar başladık.  Bu sefer her şey yolunda gitti ve Engin Bey yumurtaların toplanacağı gün için bize randevu verdi.  Aynı gün eşim de tese ameliyatı olacaktı.  İşlemlerin olacağı gün benim ve eşimin ailesi olmak üzere hepimiz klinikte hazır bulunduk.  İlk önce yumurta toplama için beni ameliyathaneye aldılar.  Ayıldığımda Engin Bey yanımda ve elimi tutuyordu.  İlk sorduğum soru kaç tane yumurta toplandığı idi.  12 adet yumurta toplandıklarını söyledi.  O an çok sevinmiştim ama asıl önemli ve heyecan verici olan eşimin ameliyatı idi.

Benden sonra onu aldılar ameliyata.  Eşimin ameliyatı yapacak sevgili doktor Bülent Bey, 15 dk da sürebilir 1 saatte sürebilir işlem dedi.  Heyecanlı bekleyiş başladı.  Eşimi beklerken herkes dua ediyordu.  Benim gözüm ise hep kapıdaydı.  Yarım saat geçmişti ki, Bülent Bey gülen gözlerle yanımıza geldi ve gözünüz aydın dedi.  Çok güzel ve sevindirici bir ameliyat oldu.  Evet eşimde canlı sperm bulunmuştu hem de dondurulacak kadar.  Hemen olması gereken diğer işlemler yapıldı.  Daha sonra biz evimize döndük ve 5 gün boyunca bizi klinikten arayarak şu kadar yumurtanız kaldı diye haber verdiler.  4.gün bir tane yumurtamız 5.gün ise 4 tane yumurtamız döllenmişti.   Artık 5 tane transfere hazır embriyomuz vardı çok şükür.  Sıra benim miyom ameliyatına gelmişti.

Mayıs sonu gibi Engin Bey miyom ameliyatımı yaptı.  Bu ameliyatım da başarılı geçti.  Fakat transfer için ameliyat yerimin iyileşmesi gerekiyordu.  Bu nedenle Kasım ayına kadar bekledik.  Kasım ayında transfer için hazırlıklara başladık.  Bu sefer her gün bir sürü ilaç kullanarak rahim duvarının kalınlaşmasını ve transfere hazır hale gelmesini bekliyorduk.  Fakat yine ilk denemede istenilen duruma gelmedi.  Sevgili doktorum Engin Bey, “riske atmak istemiyorum, içim rahat bir şekilde bu transferi yapmak istiyorum bu nedenle 1 ay daha beklemeyi öneririm” dedi.  Hiç tereddütsüz kabul ettim. 1 ay daha bekledik ve hocamız transfer için 3 Ocak 2018 tarihine gün verdi.İnanılmaz bir gündü benim için.  Çok heyecanlıydım ama hiç ümitsiz değildim.  İnanıyordum ve sevgili doktorum Engin Bey’e sonsuz güveniyordum.  Öğleden sonra transfer için beni aldılar.  Engin Bey işlem sırasında beni o kadar rahatlattı ki, çok huzurlu, sakin bir transfer işlemi oldu.  2 yumurta transfer etmişti.  Transferden 2 saat sonra evimize döndük ve heyecan dolu tam 12 günlük bekleyiş başladı.

İşte hamile olup olmadığımı öğreneceğim o gün gelmişti.  Sabah erkenden kan vermek için laboratuvara gittim.  Sonuç akşam 17:00 gibi çıkacaktı.  Saat yaklaştıkça kalbim yerinden çıkacak gibi oluyordu.  O gün kursum vardı ama o kadar heyecanlıydım ki hocayı dinleyemiyordum.  Saat 17:00 olur olmaz sonuç için tekrar laboratuvara gittim.  Aslında e-mail adresime gelmişti ama oradan öğrenmek istemedim.  Elime o kağıdı alıp görmek istedim.  Danışmadaki kız kağıdı uzattı.  Ben filmlerdeki gibi pozitif ya da negatif yazacak beklerken bir takım oranlar yazıyordu.  Tabii haliyle bir şey anlamadım.  Orada bulunan doktorun bana yardımcı olacağını söylediler.  Yanına gittim.  Doktor sonuca baktı ve tebrik ederim, hamilesiniz dedi.  Olduğum yere oturup kaldım ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.  Doktor geldi sarıldı, tebrik etti.  Sakinledikten sonra heyecanla sonucu sabırsızlıkla bekleyen eşimi aradım tabi gözyaşları içinde.  “Baba olmaya hazır mısın“dedim.  Telefonun diğer ucunda o da sevinç çığlıkları attı.  Daha sonra anneanne, babaanne ve dedelere haber verdik.  O sırada sevgili doktorum Engin Bey Amerika’da idi.  Ve sonucu görür görmez hemen oradan aradı beni tebrik etti.  Ama daha bitmemişti.  2 gün sonra aynı testi bir daha istedi.  Bu sefer sonuç istenilen seviyede değildi.  Tabi bunu duyunca ben çok üzüldüm ama 2 gün sonra tekrar test yaptıracaktım.  Son kez testi yaptırdım ve sonuç mükemmel çıktı.  Bir kez daha mutluluk gözyaşı döktük.  Sıra kese görmeye gelmişti.  Tek mi yoksa ikiz gebelik miydi?  Eşimle birlikte gitmiştik.  Engin Bey ultrasona aldı ve miniğimizin kesesini görmüştük.  Evet tekil gebelikti embriyolardan sadece biri tutmuştu.  Sıra kalp atışına gelmişti.  Onu da duyduktan sonra daha rahatladık.

Tabi haftalar ilerlemeye başladı.  Engin Bey eşimin durumundan dolayı 11.hafta da bebeğin kanını alıp Amerika’ya genetik testine göndermeyi önerdi.  Hiç düşünmeden kabul ettik.  Bu test yapıldıktan sonra ikili, üçlü, dörtlü testlere gerek yoktu.  10 gün sonra test sonucu geldi.  Çok şükür her şey yolundaydı.  Bu arada bir süre her gün daha sonra 32.haftaya kadar hafta da bir iğne oldum.  Genetik testine bakılırken bebeğin cinsiyeti de belli oluyormuş.  Biz Engin Bey’den bize cinsiyetini söylememesini bir zarf içinde vermesini istedik.  Kendi de ultrasonda görüp emin olduktan sonra bize zarf içinde bir çift minik çorap verdi.  Daha sonra ailelerimizi de toplayarak zarftan çıkan mavi çorap ile miniğimizin cinsiyetini erkek olduğunu öğrendik.  Çok mutluyduk.  18.haftamıza geldiğimizde Engin Bey oğlumuzun kilosunun sınırın biraz üstünde olduğunu bu nedenle gebelik şekeri haftamızı beklemeden test yaptırmamı istedi.  Hiç vakit kaybetmeden gebelik şekeri testini yaptırdım.  Ben test sonucunun iyi çıkacağından o kadar emindim ki…  Ama sevgili doktorumun şüpheleri doğru çıkmıştı ve evet maalesef gebelik şekerim çıkmıştı.  Hemen bir diyetisyen ile görüşüp hamileliğim boyunca diyet yaparak geçirdim bu süreci.  En çok şımarıp yemem gereken dönemi sıfır şeker ve sıfır tuz ile geçirmiştim.  Hem doktorumun hem diyetisyenimin dediklerini harfiyen uyuyordum.  Herkesin canın çekmiştir, ye biraz dediği tüm her şeye “hayır” dedim.  Allah tarafından da hiçbir şey canım çekmedi.  Tabii hem hamile kaldığımda zayıf olmam hem de diyet yapmanın faydası ile doğuma kadar toplamda 6,5 – 7 kilo arası aldım.  Doğuma 1 ay kala da az miktarda da olsa insülin kullandım.  O kadar dikkat etmeme rağmen bebeğimin kilosu hep o kırmızı çizginin üstünde çıktı.  Doğumun sonralarına doğru girdiğim NST sonuçları da güzel çıkıyordu.  En son girdiğim NST den sonra sevgili canım doktorum Engin Bey ile doğum gününe karar verdik.

Çok heyecanlı ve hızlı geçen bir haftadan sonra o büyük gün gelmişti ve 13 Eylül 2018 sabahı sabah 06:54 de bizim kahramanımız sevgili doktorumuz Engin Bey oğlumuz Yaman’ı sağlıklı bir şekilde kucağımıza verdi.  Çok şükür oğlumuz şimdi 8 aylık.  Sağlıklı ve mutlu bir bebek.  Evet Prof. Dr. Engin Oral bizim kahramanımızdır. Onu çok seviyor ve her şey için çok teşekkür ediyoruz.  İyi ki var, iyi ki tanımışız kendisini…Sevgiler.

Burcu Gürsoy

Kolay değil 2 senelik çabanın ardından “normal yollarla çocuk sahibi olmanız çok zor” sozunu duymak.. tup bebek tedavisi sartti evet ama hangi doktordan?
Isyerindeki arkadaslarimin tavsiyesi uzerine gitmistim engin beye.. iste tam bu noktada basladi bizim hikayemiz..
hikaye diyorum cunku yeni bi hayata baslangicin ilk adimlarini atiyordum.
Simdi anliyorumki doktorunuza guvenmeniz, kendinizi onun yaninda rahat hissetmeniz hamileligin %50 siymis zaten..

tup bebek tedavisiyle ilgili duyduklarim pek ic acisi degildi.. yumurtalarin buyumesi icin yapilan igneler, ilaclar, sonra o yumurtalarin toplanmasi, dollenmesi, tekrar yerlestirilmesi.. ben bunlari duydugumda bir sene boyunca bebek yapmaktan kacinmistim..
aslinda burda 9 ay boyunca neler yasadim neler yaptim onlari anlatmak istiyodum, ama sonra bi baktim zaten herkes tup bebek tedavisiyle ilgili milyonlarca sey okumus ve eminimki her sureci ezbere biliyodur.. ustelik her hastanin hamileligide kendine hastir..
tup bebek yapmak herne kadar zor gorunsede denemekten korkup asla vazgecmeyin benim gibi.. suan 4 aylik aslan gibi bir oglum var.. o ignelerin acisini hatirlamiyosunuz bile! Bi gulusune iyiki yapmisim dediginiz milyonlarca aniniz olucak..
once kendinize, sonrada doktorunuza guvenin.. gerisi mutlaka gelicektir..

Seda Duygu Burul

Kısmet 39 yaşında evlenmekmiş… Geç evlenince çocuk da mecburen bu yaştan sonraya kalıyor.  Evlendikten sonra eşimle kısa bir süre bol bol gezdik ve keyfimize baktık, ardından her ikimizin de istediği bir şey vardı ki; sağlıklı bir kız çocuğuna sahip olmak.

 

Doktorum bana; “yumurtalıkların 39 yaşında gibi değil çok iyi, kaç tane istiyorsan doğur, 1-2-3-4-5” demişti, ben de gülmüştüm, bu yaştan sonra 5 tane çocuğu nasıl yapayım diye… Ardından bir nedenle doktorumu değiştirmek zorunda kaldım.

 

Eylül 2015’te eşimle kendi kendimize bebek denemeye başladık, bir yandan da diyetisyen kontrolünde kilolarımdan kurtulmaya çalışıyordum. Gittiğim profesör her seferinde “olacak, merak etme diyordu”, ancak 9 ay denememize rağmen sonuç alamamıştık. Ve ben 40.  Yaşımdaki Anneler gününü de anne olmadan geçirmiştim.

 

Doktorum son randevumuzda benden aslında ilk istemesi gereken testlerden birini istemediğini fark etti, ardından da  testin biraz pahalı olduğunu, aşılama veya tüp bebek yapacaksam konunun uzmanlık gerektirmesi nedeniyle beni başka doktora yönlendireceğini söyledi. Aynı gün o pahalı denen testi yaptırdım, sadece 160 TL idi. O gün oradan o kadar mutsuz ayrıldım ki, gözyaşlarıma engel olamadığım gibi her zaman düşük olan tansiyonum hayatımda ilk defa fırlamıştı.

 

Aslında Engin Beyle tanışmam 20 sene öncesine dayanır, ablalarımın doktoru olarak  yeğenlerimi dünyaya getirmiştir. Ailece her sağlık probleminde önce onun görüşü alınır ve yönlendirmesine göre hareket edilir. Ablam üzüntümü görünce, bir de Engin Bey ile konuş istersen, muayene olmak istemesen bile sana en azından yol gösterir demişti.  Akşam üstü hala gerginliğimi üzerimden atamamışken telefonda bana; senin için ne yapabilirim deyip sakince dinleyip muayenehanesinde olduğunu, istersem gelebileceğimi söyledi. Telefonda bile o kadar rahatlamıştım ki yarım saat içinde Nişantaşı’ndaydım. İçeri girdiğimde geleceğim biliniyordu ve kısa bir süre sonra Engin Bey ile  önce dertleştim ,ardından kendimi her söylediğini yapmak üzere  teslim olmuş buldum.

 

İlaçların ardından yumurtalar toplanmıştı, toplanan 7 tane yumurtanın 5 tanesi döllendi. Her gün embriyolarımın döllenme serüveni ve tahmini transfer günü için 09:00da aranıyordum. Bir gün embriyolog telefonda  “hepsi o kadar güzel gelişiyorlar ki valla hangisini seçeceğiz bilemiyorum” dedi, içim umutla dolmuştu. Engin Bey de arayıp her şeyin çok güzel geliştiğini söylediğinde içim umutla doluyordu.  İki embriyonun transferinden sonra ilk test için 12 gün beklemek iş yoğunluğunda çok da zor gelmemişti.  Ardından belirlenen gün laboratuvar personelinin mesai saatinden önce kapıya dikilip kan verdim. Saat 16:00da mail atacaklarını söylediler. Belki daha önce sonuç çıkmıştır diye saat 14:00ten itibaren tahminen 5er dakikalık aralıklarla  mailimi kontrol ettim ve ardından mail geldi. Daha önce 2 defa yanlış hamilelik teşhisi konulduğu için BetaHCG kaç olmalı bildiğimden hamile olduğumu anladım. 5 dakika sonra da Engin Bey aradı, bu ne güzel haber, hamilesin. 2 gün sonra testi tekrarla dedi. Ertesi gün lekelenmelerim olunca Engin Bey’i aradım. Bu pek iyi bir haber değil ama daha çok erken olduğu için bu aşamada müdahale edebileceğimiz bir şey yok bekleyeceğiz dedi. İkinci testi yaptırdığımda Beta HCG düşmüştü ve bebeğimi kaybettiğimi anladım. Engin Bey de beni arayıp ardından bebeğimi kaybettiğimi  üzülerek belirtti. Kontrol edemediğim bir ağlama ile eşimi aradım, hemen yanıma geldi. 3 gün aralıksız ağladım sanırım, aklımda tek şey vardı: Ben hiç anne olamayacağım. En son yanımda destek vermek için çırpınan eşimin de gözyaşlarını ve ne kadar üzgün olduğunu farkedince ona haksızlık yaptığımı düşünüp kendimi toplamaya karar verdim.

 

Ertesi hafta Engin Bey’e gittik. “Öncelikle şu yas halinden kurtulun dedi. Gidip ikinci bir görüş alabilirsiniz ama 41 yaşındayım 7 tane yumurtam alındı, 5i döllendi ve 5i de 5. Günü buldu derseniz  kaygılanmanıza gerek olmayacağını söyleyecektir deyip defalarca denemeye rağmen bir yumurta bile toplayamadığı hastalarından bahsetti. Ben kendimi hazır hissettiğimde donmuş embriyolarla yeniden denemeye karar vererek yanından ayrıldık.

 

1 ay sonra Engin Beyi aradım ve hazır olduğumu söyledim. Kullanmam gereken ilaçları bildireceğini söyledi. İlaçlardan sonra kontrole gidiyordum ve yeni transfer için gün belirlendi. Bu kez  hiç umudum yoktu, sanki öteki embriyolar tutmayınca bu embriyolar da tutmayacakmış gibi hissediyordum, üstelik Engin Beyin defalarca aksini söylemesine rağmen.  Ancak her şey çok güzel ilerledi ve şimdi 21 aylık bir kızım var. Güle oynaya, ağrısız sızısız bir doğum yaptım. Engin Bey doğumda bir yandan benimle ilgileniyor, bir yandan da kızımın sağlığı ile ilgili bilgi veriyordu. Mucize gibi bir deneyimdi.

 

Kızım doğduktan sonra Engin Bey bana, “senin durumunda bir tüp bebek bir normal bebek getirebilir, başka çocuk istemiyorsan önlem alman gerekir demişti. Ve ben gerçekten kendiliğinden hamile kaldım ve bir aydan kısa bir süre sonra kuzularımı ikiliyorum inşallah.

 

İyi ki kendimi size teslim etmişim, iyi ki ne derseniz dinlemişim. Gece- gündüz ne zaman arasam veya mesaj atsam bana dönüş yaptınız ve beni her zaman rahatlattınız. İyi ki varsınız ve hep olun lütfen.

 

Sevgiler, Esin SEVER

“ İnsanların hayatlarında unutulmaz anlar vardır…”
Benim hastalık hikayem 2006 yılında, babamın kanser olduğunu öğrenmemden bir ay sonra başladı. İlk belirtiler ara lekelenmeler oldu. Gittiğim hastanedeki doktor bana 3 cm çikolata kistim olduğunu, ileride çocuk sahibi olmayı düşündüğümde zorluklar yaşayabileceğimi ,şimdilik yapabileceğim bir şey olmadığını söyledi. Ben bu olaya doktor kadar pozitif bakamadım. Çünkü
önümde endometriozisle 2 yıl önce tanışmış bir ablam vardı. Bu kistin çabuk büyüyebileceğini,
5 cm üzerindeki kistlerde patlama riski olduğunu biliyordum. Ablamın vesilesi ile tedavime Engin Bey’de başladım. Engin Bey’le ilk görüşmemizde bana söylediği “ Evlenir misin bilmem ama hemen bir çocuk yap.” sözü dün gibi kulaklarımda. Daha evli değildim ve doğum kontrol hapları
hayatıma girmişti. Hastalığın başlangıcından 2 yıl sonra evlendim. Yaklaşık iki,üç sene doğal yolla hamile kalabilmeyi denedikten sonra tüp bebek serüvenlerine başladım.

Tüp bebek tedavi sürecimde, kontrolde rahim kalınlığı fazla olduğu için Engin Bey hamilelik testi yapmamı istedi. Test sonucu tabi ki negatif. Son kontrol gününde progesteron test sonucum çok yüksek çıktı. Engin Bey istersek tedaviyi sonlandırabileceğimizi, gebelik testide negatif çıktığı için yumurtaların boş olabileceğini,belki içinden 1 -2 tane dolu çıkabileceğini anlattı. Zor bir karardı. Sonuçta tüp bebek hem maddi hem de manevi yıpratıcı bir süreçti. Eşimle tedaviye devam etme kararı aldık. Bir umut ya dolu çıkan olursa dedik ve çatlatma iğnelerini vurduk. 36 saat sonra yumurta toplama işlemine gidecektik. Gitmeden bir kez daha hamilelik testi yaptırmak istedim.
Sonuç pozitifti, inanamadım. Hemen Engin Bey’le iletişime geçtik. Bu durumda toplama işlemi iptal oldu. Engin Bey sabah bir daha testi tekrar etmemi ve bir gün sonra muayenehaneye gelmemi
istedi. Muayenehaneye gittiğimde testleri iki gün ara ile tekrar ettirmemi söyledi ama ilaçların etkisiyle gebeliğin sonlanma ihtimalinin de yüksek olduğunu öğrendim. Gerçekten iki gün sonra değerlerim düştü ve gebelik sonlandı.

Bir süre sonra diğer yumurtalığımda da kist oluştu. Zaman bizim için çok değerliydi. İlk tüp bebek denememden 1 yıl sonra 2. defa denemeye karar verdik. Sonuç yine negatif…
Hastalığım günden güne ilerliyordu. Sağ ve sol yumurtalığımdaki kistler birleşip kocaman bir kist olmuştu. Her regl döneminde gidip ameliyat olmak istiyordum. Çünkü ağrılarım çok artmıştı.
2014 yılında Engin hoca laparoskopi yöntemiyle kist ameliyatımı yaptı. Ameliyat sonrası hastalığın tekrar etme olasılığı çok yüksek olduğu için çok zaman kaybetmeden 3. tüp bebek tedavisini gerçekleştirdik.
İlk defa embriyolarım 5. güne kadar devam etmişti. Hatta 5. güne kadar giden 7 embriyom vardı. Bu çok güze bir haberdi. 2 embriyo transfer edildi.5 embriyo donduruldu. İki olumsuz denemeden sonra bu sefer evde yatmayacağım, gezeceğim dedim. Nihayet test günü geldi ve bu sefer sonuç pozitif…

Kağıda tekrar tekrar bakıyordum. Her şey yolunda gidiyordu.7. hafta kalp atışları için gittiğimizde
iki kese olduğunu ama bir kesede kalp atışı olmadığını öğrendik. 12. haftada yoğun bir kanama geçirdim. Çok şükür bebek iyiydi. 16 haftada yoğun bir kanama daha… Ben moralimi bozmak istemiyordum. Herkes yaşıyor, olabilir diyordum. Tabiki bu kanamalar erken doğuma davetiye çıkarıyordu. Engin Bey artık çalışmamam, yatmam gerektiğini söyledi. Böylece iş hayatımda bir süreliğine sona erdi. 28. haftaya kadar hiçbir hazırlık yapmadım. Erken doğum riski nedeniyle artık çantamı hazır tutmam gerekiyordu. İnsan bazen başına gelecekleri hisseder ya benim de öyle oldu. 30 Aralık gecesi kar yağışı başladı. Eşime arabaya zincir taktıralım olurda acil gitmemiz gerekir dedim. 31 Aralık sabahı kalktığımda yine bir kanama… Bu sefer içimden büyük bir parça düştü. Engin Bey’i aradım beni hemen en yakın hastaneye yönlendirdi. Yapılan muayene sonucu doğuma alınmama karar verildi. Engin Bey tatile giderken döndü ve doğumuma geldi. Bu kadar mesleğini seven, hastasıyla ilgilenen sayılı doktor vardı. Çok şanslıydım çünkü benim doktorum sayılı doktorlardan biriydi. Ameliyathanede bir yandan hazırlık yapılıyor, bir yandan da yılın son bebeği geliyor diye konuşuluyordu.

Kendime geldiğimde bebeğin kuvöze alındığını ama gayet iyi olduğunu öğrendim.1.470 gr küçük bir bebekti. İkinci gün solunum cihazından çıkmıştı. Anne sütü ile beslenmeye başlamıştı.2 gün sonra onu kuvözde bırakıp, elim boş hastaneden çıkmak çok ağır gelmişti. Bebeğim 5 günlük olduğunda onu ilk kez kucağıma alacaktım. Hala yaşadıklarıma inanamıyordum. Bebeğimi ilk kucağıma aldığımda kustu, hemşireler bunun normal bir şey olduğunu söylediler. Ama benim içim huzursuzdu.6. günün sabahı hastaneden telefon geldi ve hemen hastaneye gelmemiz istendi.
Bebeğin kusması üzerine ona bazı tetkiklerin yapıldığı ve tetkikler sonucu nekrotizan enterokolik (NEK) olduğunu öğrendim. Hemen serumla antibiyotik tedavisine başlanacağını belki ameliyat olabileceğini söylediler. Biz tedavi için izin verdik ve çaresizce eve döndük.8 saat sonra bir telefon daha…Acilen ameliyat olması gerekiyormuş. Bizi beklemeden ameliyata aldılar. Ameliyattan çıktığında bana düşen göbek bağını getirdiler. Ameliyatı gerçekleştiren cerrah 40 cm bağırsağı aldığını ,kalan bağırsağında çok iyi olmadığını söyledi. Eğer yaşarsa 5 operasyon daha geçirmesi gerekiyormuş. Ameliyat sonrası kuvöze gittiğimizde çocuk doktoru bizi çağırdı.Bize 8 sene sonunda çok zor çocuk sahibi olduğumuzu bildiklerini ,ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını, ilk 48 saati atlatmanın önemli olduğunu söylediler .İçeride bebeğimi o halde görmek ömrümden ömür götürdü. Sanki yaşayan bir ölüydü. Çaresizce beklemekten başka bir şansımız yoktu. Saatler geçmek bilmiyordu, ameliyattan 7 saat sonra tekrar aradılar. Telefonu açmak istemiyordum, sanki söyleyeceklerini biliyor gibiydim. Bebeğin kalbi durmuştu. Hemen hastaneye gittik. 2 saat boyunca sürekli kuvöze doktorlar girip çıkıyordu ama kimse bize bilgi vermiyordu. 2 saat sonra çocuk doktoru bizi çağırdı ve duymak istemediğimiz o söz “Başınız sağolsun.” Tüm hayallerim ve umutlarım yıkılmıştı. Ona son kez bakamadım bile, sağlıklı haliyle hatırlamak istedim. Eşim ertesi gün cenazeyi teslim almaya gitti. Eve geldiğinde yıkılmıştı. “Elimde tabut, insanlar hayırlı olsun ,Allah analı babalı büyütsün diye arıyorlar ne diyeceğimi bilemedim.” dedi.

Hayatımda, atlatmakta en zorlandığım anlardı. Doğumdan 6 hafta sonra kontrole gittim. Çikolata kistimin hamilelikte erimediğini, 1 cm daha büyüdüğünü öğrendim. Her şeye sil baştan başlamıştım yani. Engin Bey tabi ki bu durumlara benimle birlikte çok üzülüyordu. Ama bir şekilde önümüze bakmalıydık. İstersem birkaç ay sonra tekrar tüp bebek deneyebileceğimi söyledi. Ben bu konuşmamızdan 1 yıl sonra kendimi hazır hissettim. Aslında hiçbir zaman hazır olamayacaktım, zaman geçtikçe korkularımın daha da artacağını düşündüm. Ya tamamen vazgeçmeliydim ya da zaman kaybetmemeliydim.

2017 Ocak’ta tekrar tedaviye başladım. Daha önceden dondurulmuş, 2 embriyo transfer edildi ve sonuç yine pozitif…
Bir yandan korku bir yandan sevinç… 2 kalp atışı görülüyordu. Ben bir çocuğu bile taşıyamazken iki çocuğu nasıl taşıyacaktı? Hamilelik boyunca çalışmak istedim, çalışmazsam düşünüp karamsarlığa kapılabilirdim. İçimde hep korku taşıdım. Çok şükür 2017 Eylül’de 2 çocuğum dünyaya geldi.

Yıl 2018 şimdi sağlıklı bir oğlum ve bir kızım var ama aynı zamanda nur topu gibi 4 cmlik çikolata kistim var. Artık benim için daha kolay bir süreç olacağını düşünüyorum. Hastalıktan kaynaklanan en büyük problemi aştık ve kalan süreci Engin Bey’le en iyi şekilde yönetebileceğimize inanıyorum. 13 yıllık süreçte her zaman her şekilde yanımda olan sevgili doktoruma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

                                                                                                          Gülsüm İNANÇ KÖSE

Bizim hikayemizde Engin hocam ile tanışmamız yaklaşık 2 yıl önce başladı.

Benim büyük denebilecek boyutlarda Endometriozis ( Çikolata Kisti ) ve  miyomum vardı.

Engin hoca ile tanışmadan önce İstanbul’un hem en iyi hastanelerine hem de en iyi denilen doktorların çoğu ile görüştüm. Görüştüğüm doktorların çoğunluğu benim önce ameliyat  olmam gerektiğini söyledi. Ameliyat olmadan tüp bebek yöntemi ile hamile kalmamın mümkün olmadığını söylediler ve neredeyse ameliyat olacaktım.

Bu süreçte çikolata kisti ile ilgili internette araştırma yaparken çok şanlıyım ki  Engin hocayı buldum, etrafımda daha önceden tüp bebek yöntemi ile hamile kalmış ve tavsiye alacağım kimse yoktu. 

Engin hoca ile tanıştığımda onun gerçekten çok titiz ve hastasını boş yere yormayacak biri olduğunu hemen hissettim. Hayatım boyunca hiçbir doktor bana bu şekilde güven vermemişti.

Diğer doktorların aksine kendisi ameliyat olmadan tüp bebek yöntemini denememiz gerektiğini böylesinin daha sağlıklı  olacağını iletti ve o şekilde ilerleye başladık. Uyguladığı tedavi sonucunda toplam 5 blastokist embriyo oluştu, bunlardan 2 tanesi transfer edildi.Embriyolardan sadece biri tutundu ve işte o da benim Uraz Can bebeğim oldu 🙂 

Oğlum da çok şanslı ki Engin hocamın ellerinde dünyaya geldi .Bizi kırmayıp bir pazar günü bebeğimizi sağlıkla bize kavuşturdu. 

Bize bunu kısmet eden önce allaha sonra da Engin hocama binlerce teşekkür. 

Keşke kendisi gibi sizi sizden daha çok düşünen, aşırı titiz, aradığınızda veya mesaj attığınızda size en kısa sürede cevap dönen  bir de çocuk doktoru bulabilsek 🙂

Özellikle şunu da belirtmeliyim ki Engin hocamın  ekibi de  bir harika, Nevin hemşire hem bir abla hem de çok iyi bir kadın doğum hemşiresidir.  

Ben Florya ekibini tanığım için orası için yorum yapıyorum. Hepsi benim ailem oldular, destekleri ve emekleri için hepsine çok çok teşekkür ederiz. Allah isteyen herkese nasip etsin.

E. MENALİ

2 başarısız tecrübe sonrasında çok güvendiğim biri önerdi Engin hocayı bana, iyi ki ön yargılı davranmadan tüp bebek tedavisi için gitmeyi kabul etmişim. Engin hoca çok titiz ve çok güzel bir düzen oturtmuş durumda bunu ilk muayenehaneye gittiğinizde hissediyorsunuz. O kadar yoğun bir tempoda çalışıyor ki, kendi gözlemimle örnek vermek gerekirse sabah 9 da Florya’daki randevumuzdan önce, o sabahtan 2 ameliyata girmişti, öğlene kadar Florya’da, öğleden sonra tüp bebek operasyonları ve sonrasında Nişantaşı’ndaki muayenehanede hastalarını kabul ediyor. Bu tempoyu görünce biz ne kadar yavaş yaşıyoruz diye kendisine hayran kaldım. Ben kendimi çok güvende hissettim, çünkü ilk ziyaretimizde karşılaşabileceğimiz tüm zorlukları ve aşamaları tek tek bize herhangi bir duygusallık katmadan net bir şekilde ifade etti. Sonrasında ilk denememizi yaptık benim için çok duygusal bir süreçti, başarısız olduk ama ona o kadar çok güvendik ki yola devam ederek tekrar denemek istedik. Her seferinde ve her ortamda ona güvenmiş olmam beni rahatlattı. Bahçeci’de geçirdiğim operasyon öncesi ve sonrasında herkesin Engin hocaya duyduğu saygıyı görmek ve Engin Hocanın titizliğini vurgulaması, doğum yaptığım Acıbadem’de de aynı şekilde bunu hissetmiş olmam, iyi ki Engin hoca ile yollarımız kesişti diye şükrediyorum. Önce Allah’ın izni sonra Engin hocanın tecrübeleri ile bir kız bir erkek evladımız var.
V.Zeynep Akın Tüzünkan

Tekrarlayan gebelik kayıpları yaşayanlara umut olması ve Engin Hoca’yla karşılaşmaları dileğiyle,

Tam 3 kez gebelik kaybı yaşadıktan sonra Engin Hoca ile tanıştım. Tüm gebeliklerim de doğal yolla ve kolay hamile kalabiliyordum fakat ya kalp atışı yoktu ya da kalp atışı duruyordu.

Bu süreçte tüm testlerim yapılmış ve hatta son gebeliğimde genetik testler dahi yapılmıştı ve görünen hiçbir sorun olmadığı söyleniyordu.

Kendisine fikir almak için gittiğimizde 3. Gebeliğim sonlandırılmış ve kürtaj sonrası adet görememiştim. Engin Hoca rahimde yapışıklık olabileceğinden şüphelendi ve bir süre ilaç kullanmamı istedi. İlaçları kullanmama rağmen adet olamadım. Sonrasında rahim filminde Hocanın tahmin ettiği durum yani yapışıklık görüldü ve histeoroskopi olmam gerekiyordu. Zaten kayıplar yaşadığım için yeterince umutsuz hissederken, bir de kürtaj sebebiyle oluşan rahimde yapışıklık gibi bir durumla karşılaşmıştım.

Engin Hoca da gerçekçi tavrıyla yapışıklığın en istenmeyen, en zor ve tekrarlayabilen bir durum olduğunu söylediğinde üzüntüm katlanmıştı. Ama bu işlemdeki tecrübenin önemini anlattığında, boşa umut vermeyen, açıklayıcı ve garantici tavrı ile O’na güveniyordum.

Operasyonum oldukça başarılı geçti. Ameliyat sonrası bile tekrar yapışabilir diyerek hep temkinliydi. Fakat çok şükür ki tekrar yapışıklık olmadı. Sonrasında çektirdiğim rahim filminde de ameliyatın ne kadar başarılı olduğu görülüyordu.

Engin Hoca bize 2 yol sundu. Doğal ya da PGT ile tüp bebek, fakat yine çok ümit vermedi, tüp bebek ile de kayıplar yaşanabilirdi. Yine garanti değildi. Psikolojimiz karmaşıktı ve fakat biz bu sefer genetik faktörü ekarte etmek için tüp bebek ile ilerlemek istedik. Tüm süreci detayları ile anlattı ve ne zaman arasam çok yoğun olsa bile sabırla her sorumu cevapladı.

Yumurta toplama, PGT süreci ve birkaç ay sonrasında transfer, gönderilen 5 embriyodan 3 tanesi sağlıklı geldi. Hem Hocama güverenek hem de hep dualar edip pozitif düşünerek umudumu hiç kaybetmedim.

Çok şükür ki ilk denemede pozitif sonuç aldık. 2 gün sonra testi tekrarladığımızda değer çok yüksekti ve ikiz gebelik olması muhtemeldi. 10 gün sonra kanamam oldu, hemen telefonla ulaştım ve o kadar korkuyordum ki yine bir sorun çıkmasından, o telefon görüşmesi bana güç verdi, kanamanın normal olduğunu, her hamilelikte kanama olabileceğini, geçmişi unutmamı söyledi ve hemen kontrole gelmemi istedi. Bu sebeple ilk muayeneye olması gerekenden 5 gün önce gittik. O gün hocayı oturarak bekleyemedim. Heyecan, korku ve kaygı hepsi biraradaydı. İyi ki de erken gitmişiz, stresle birkaç gün daha beklemek yerine kanama sebebiyle o iki keseyi ve kalp atışını çok daha erken gördük.

Hamileliğim sürecince de titizlikle kontrollerime devam ettik. 13. Haftada rahatlayacağımı düşünmüştüm fakat “ikiz gebelik, dikkatli olacaksın hanım hanımcık otur” diyerek 28. haftanın kritik olduğunu , 28. Haftada ise “34. Hafta’yı hedefliyoruz” diyerek temkinli tavrı hep devam etti.

Başka bir şehirde yaşıyordum fakat ayda 1 kontrollere Engin Hoca’ya gelmeye devam ettim. Doğumumu belki yaşadığım şehirde yaparım, acil bir durumda gitmek çok zor olabilir diye düşünüyordum fakat kimseye güvenemeyeceğimi hissettim ve yine Engin Hocamla devam ettim.

  1. Haftada gebelik şekeri olduğu teşhis edildi ve tüm hamileliğim diyetle devam etti. Fakat çok şükür ki 36+6 ‘da 1 kız, 1 erkek bebeklerimle kavuştuk.

Son haftalara kadar sabırla yol gösterdiği ve mucizelerimize kavuşmamıza vesile olduğu için çok ama çok teşekkür ederiz, Hakkını ödeyemeyiz.

Kötü tecrübeler, hatıralar tüm bu mutlu anlarla unutuluyor, hepsinin geçeceğini düşünerek , bu hikayenin okuyanlara umut olmasını dilerim, umarım her isteyene Allah bu duyguyu nasip etsin,

Merhabalar
Engin hocam mı? desen abi mi? desen bilemiyorum.Benim için o kadar değerli ve önemli ki hayatımdaki önemini sizlere anlatan kendisinin de affına sığınarak abi diyerek başlamak istiyorum hikayemize;

Çünkü kendisi o kadar sevecen, sıcak ve güler yüzlü ki insan ailesinden birisi olarak görüyor ve o şekilde değer veriyor.

Biz 2016 yılında eşimin bir arkadaşı sayesinde tanışma fırsatı bulduk. Bize Engin hocamı önerirken bana ve hocaya çok dua edeceksiniz demişti. Hakikaten öyle oldu. Florya´daki muayenehanesine gittiğimizde daha kapıdan içeriye girmemizle beni bir huzur ve güven sarmıştı. Hocam ve ekibi inanılmaz güleryüzlü, samimi ve sıcaklardı. Daha sonrasında muayene olup tedavi sürecim başladığında da evime yakın olmasına rağmen Nişantaşındaki muayenehanesine gitmiyor, Florya´daki muayenehanesine gidiyordum.

Tedavi sürecim boyunca bana her zaman güven veren bir doktor gibi değilde bir abi gibi davranan moral veren sevgili Engin hocam sizi anlatacak, kelimeler bulamıyorum. Siz ve sizin gibiler olduğu sürece bir çok insanın umudunun yeşereceğine hayatlarındaki ışığın sönmeyeceğine inanıyorum.

İlk önce Allah´ın daha sonra Engin hocam sayesinde minik mucizelerim diye adlandırdığım ikizlerim var.

Kartal ve Aras´ım dünya tatlılarım, yaşama sebeplerim her zaman dualarım ve iyi dileklerim sizinle olacak. Gerçekten çocuk sahibi olmak istiyorsanız, size önerebileceğim, kesinlikle pişman olmayacağınız, daha önceden niçin kendisiyle tanışma fırsatı bulamadık diyeceğiniz, doktorluğunun yanı sıra insanlığıylada seveceğiniz tek kişi diyebilirim ve her ne olursa olsun koşulsuz kendisine güvenin çünkü bu süreçte en iyisini ve en doğrusunu size öneriyor ve yapıyor.
Engin hocam tedavimin başlangıcından doğumuna kadar süreçte bana göstermiş olduğunuz şefkat, güleryüz ve insanlığınız için size çok teşekkür ediyorum. İyiki sizin gibiler var.

Yaptığınız bu kutsal mesleğe verdiğiniz önem sizin ve çalışanlarınızın insanlara verdiği değer için umarım hayatınız boyunca kalbinizden geçen ve dilediğiniz herşeye sahip olursunuz. Allah yar ve yardımcınız olsun.

Allah´a emanet olun, sevgi ve saygılarımla

Emine

Evliliğimizin ikinci yılında eşimle çocuk sahibi olmaya karar verdiğimizde çikolata kistim nedeniyle kullanmış olduğum doğum kontrol hapını bırakmış ancak doğal yollarla başarılı olamayınca takibimi yapan doktorum bir kısım tahliller istemiş ve işte o hiç beklenmeyen telefon gelmişti.. doktor tahlil sonuçlarının çıktığını ve maalesef ki yumurta rezervinin çok azaldığını acil olarak tüp bebek tedavisine başlamam gerektiğini söyleyerek bana bir tüp bebek merkezi önermişti..

Tüp bebek hakkında o güne kadar hiç bir fikrimiz olmadığından eşimle aynı gün söylenen merkezde soluğu aldık asıl amacımız sadece bilgi almaktı ama ordaki doktorun “vaktimiz yok yumurtalarınız uygun hemen bugün başlayalım “demesinin üzerine regli dönemimin 5. Günü ilk tedaviye başladık…. şimdi anlıyorum ki sadece ticaret amaçlı bi tedaviymiş… zaten sonuçta negatifti… negatif sonucu aldığımız gün tüp bebek merkezindeki doktor beni arayıp sonraki adetin ilk günü tekrar denememiz gerektiğini vakit kaybetmememiz gerektiğini söyledi.. Daha tüp bebek ne bilmezken bebek sahibi olmak için tüp bebek yaptırmam gerektiğini öğrenmiş hatta bi kere denemiş negatif sonuç aldıktan hemen sonra tekrar denemem gerektiği söylenmişti. Birini hazmetmeden diğer aşamaya geçmiştik.. Bu sefer ben hemen teslim olmak istemiyordum ama yaşadığımız şokun etkisiyle çokta sağlıklı düşünemiyorduk.

Henüz karar verememişken 2. Regli dönemim gelmişti.. söylenen göre vaktim yoktu ve hemen 2. tedaviye başlamam gerekiyordu aynı merkeze hiç gitmek istemesem de hem daha tam bilinçlenmemiş olduğumdan hem de eşimin ısrarı ile tekrar aynı merkezde tedaviye başladık ve 2. Kez negatif sonuçumuzu aldık…Bu sefer kararlıydım iyice araştıracaktım ve doktor arayışına girdim internetten bulduğum, etraftan duyduğum bütün doktorlara gitmeye başladım. 3. Tedaviye doğru doktoru bulana kadar başlamayacaktım. Artık hekimlere güvenim de kalmamıştı. Hiç bir doktora güvenip karar veremiyordum. Bi arkadaşımızın tavsiyesi üzerine Engin hocamdan randevu aldık.

Hocamın söylediğine göre acemiliğimizi iyi kullanmışlardı ama kim olursa olsun bi doktorda karar verip tedaviye biran önce başlamamız gerektiğiydi.. Ben yada bi başkası ama hızlı karar verin demişti… Utanarak söylüyorum ki ilk başta Engin hocama da tam güvenmemiştim ama yaptığım araştırmalar sonucu hem tüp bebekte hem de endometriozis konusunda uzman olması nedeniyle gittiğimiz doktorlar içerisinde bize en çok güveni o verdiği için Engin hocam da tedaviye başlamaya karar verdik. Mart 2015 ten itibaren her regli döneminin ilk günü soluğu hocamın Muaynehanesinde aldım ama her ay hocam bana bu ay tedaviye uygun değilsin başlasakta sonuç alamayız bi daha ki ay bidaha gel diye diye 14 Aralık´ta ilk tedavimize başladık .

Yumurtalar toplamış embriyo haline gelmişti ama sayısı az kalitesi ortaydı hocam isterseniz transfer yapalım isterseniz bunları dondurup bidaha tedaviye başlayalım havuz yapalım dedi. Hekimlere güvenmeyen ben bütün kararları hocama bırakır olmuştum. Ne derse hocam siz karar verin diyordum ve gerçekten benim için en doğru kararı vereceğine hiç şüphe duymuyordum. Embriyoları dondurup yeniden tedaviye başlama kararı aldık ve şubat 2016 da yeniden tedaviye başladık. 2 tedavi sonucu toplam 5 embriyom olmuştu ve sıra transferdeydi. Transfer içinde hocam hiç acele etmeyip rahmin tam olarak hazırlanmasını bekledi..

Nihayet mayıs 2016 da hocam bana ilk transferini yapmıştı. Hem hocama güvenim hemde aldığım terapilerin etkisiyle bu sefer diğer transferlere göre daha rahattım. Biz elimizden gelini yaptık olmazsa kısmet değilmiş diyordum. Diğer transferlerde olduğu gibi evde yatmıyor kendimi ve kafamı çok yormadan hayatıma devam ediyordum. Bişeyden çok emindim sonuç negatifte olsa pozitifte olsa hocam elinden gelini yapmıştı… Çok şükür ki sonuç pozitifti ve ikizlere hamileydim…. Hamileliğim de çok kolay geçmedi ilk aylar kanamalarım olduğu için yatmak zorunda kaldım ve ikiz gebeliğin en büyük risklerinden biri olan erken Doğum riskim vardı..

32. Hafta da suyum geldi hemen hocamı aradım ama malesef ki hocam bi kongre için şehirdışındaydı ve konuşma yapacağı için 2 gün sonra gelecekti o an dünya başıma yıkılmıştı en çok güvendiğim doktorum Doğumda yanımda olamayacak diye çok korkmuştum ama saolsun beni bi an bile yalnız bırakmadı hem benimle hemde diğer hekimlerle sürekli telefonla irtibat halinde kalıp ve tabi ki işlerini bi şekilde ayarlayıp doğumuma yetişti.. Bebişlerimizin 17 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra çok şükür ki sağlıklı bi şekilde evlerine geldiler…

 

Yaşamış olduğumuz tüm o kötü günlerden sonra hayat iyi ki bizi sizinle karşılaştırmış , önce Allah sonra sizin sayenizde şu anda dünyanın en güzel duygusu annelik duygusunu yaşamamıza vesile olduğunuz için burdan sonsuz teşekkürlerimizi sunarız..

 

Saygılarımla,

Benim hikayem bundan 5 yıl önce başladı. Çocuk yapmaya karar verdiğimizde Ben 23 eşim 27 yaşındaydı. 1 yıl boyunca denedik ve hamile kalamadığım için doktora başvurduk. Benim kadınsal olarak herhangi bir problemim olmadığı söylendi.

Eşimin sperm vermesini istediler ve sonuç bizim hiç beklemediğimiz gibi kötü çıktı. Çok genç olduğumuz için neyle karşılaştığımızı tam kestirememiştik. O aralar gittiğimiz doktorumuz normal yollarla çocuk sahibi olmamız için uzun zaman gerektiğini ve bunun yerine tüp bebeği düşünmemizi istedi. Bizde o şok ve üzüntüyle hiç araştırmadan kabul ettik. İlk denememiz tüp bebekle uğraşan her kadının bildiği üzre büyük emek verdim ve bizimki ne yazık ki negatif çıktı. Kalan embriyolar yüklendi onlarda negatif çıktı. Daha sonra başka doktor önerildi.

Bir yakınımız tüp bebekle hamile kalmıştı koşa koşa orayada gittik. Herşeye sil baştan başladık. İğneler, ilaçlar, psikolojik çöküş, önceki denemenin negatifliliğin vermiş olduğu korkuyla transfer yapıldı 2 embriyo konuldu ve ben hamile kaldım. 8. Haftamda bebeğin kalp atışlarını dinlemeye gittiğimde duyduğum heyecanı anlatamam. Büyük emeğimin sesini duyacaktım. Ağzım kulaklarımda girdiğim kapıdan gözyaşları içinde çıktım. Bebeğimin canlı olmadığını öğrendik. Ben 17 yaşımda Annemi kaybetmiştim o an duydugum acı eşdeğer diyebilirim. Kürtaj yapıldı. Daha sonra Aynı doktora 6 ay sonra 2. Kez başlamaya karar verdik. Çünkü sonuç kötü bitsede hamileliğimi sağlamıştı. Bu sefer umutluydum. Yine canlı 4 embriyom vardı 2 sini transfer ettikten sonra sonuç yine negatifti. Kalan embriyolar yüklendi yine yine yine negatifti. Artık tüp bebek yapmayı aklımın ucundan bile geçirmeyeceğime nerdeyse yemin etmiştim taa ki çok yakın bir dostumun hayatımızı değiştirecek insanın adını verene kadar… Dr. Engin Oral. 2 yıl aradan sonra Engin hocaya gittik. Muayene için değil konuşmak için randevu aldık. İlk konuşmada hemen o gün karar verdik başlamaya. Aldığımız enerjiyle ilk kez eşimle bu sefer olacak galiba dedik. Önceki tüp bebek denememize göre bu yolculugumuz daha uzun ve farklıydı. Engin hoca ne dediyse yaptık.

Silbaştan başladık herşeye. Kürtaj sonrası rahim içinde hasar olabilir diye işini garantiye aldı Hocamız ve küçük bir işlem yapıldı. Rahmimin küçük oldugunu ve biraz büyüttüğünü söyledi. Daha sonra yumurta toplama, bekleme süreci derken 4 döllenmiş embriyolarımız oldu ve ilk kez embriyolarımız teste gönderildi. İyikide gönderilmiş 2 si sıkıntılı çıktı. Kaldı 2 embriyomuz. Açıkçası ilk duydugumda üzülmüştüm çünkü diğer denemelerde ilk trasnfer sonrası sonuç negatif çıkarsa 2. için embriyolarım vardı. Bu sefer tek şansım vardı. Transferimiz yapıldı. O geçmek bilmeyen 2 haftalık süreç başladı. Sonuç? POZİTİF. Çok heyecanlanmak istemedim çünkü Engin hoca daha erken kalp atışını bekleyeceğiz dedi. Bencede mantıklıydı çünkü hamilelik sonucun pozitif çıkması değildi. Engin hocayla ilk denememiz pozitifle başladı. 1 ay 2 ay 4 ay derken. 4. Ay Kontrolümüzde elime mavi çorap verdi kahramanımız. O bizim gerçek anlamdaki kahramanımız. Zaman geldi ve dünyalar yakışıklı oğlumuza sağlıklı sıhatli kavuştuk.

Bunu biz Engin hocamızla başardık. Şu an bunu yazarken oğlum yanımda uyuyor ve ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Çok şükür. Önce Allaha sonra Engin Orala şükürler olsun. Hayatımıza kattığı anlama, varlığına bin teşekkür. Yakında oğlumu abi yapmak için tekrar kapısındayız:) Ömrüm boyunca hayatımda iyiki diyebileceğim insanların başında Engin Oral var. Bu benim değil benle Engin hocamın başarı hikayesi. Biz’im… İsteyen herkese nasip olsun. Allah yardımcınız olsun.

Çare arayan herkesin birgün engin hocayla yollarının kesişmesi dileğiyle…

Bizim hikayemiz basit bir karın ağrısı ile başladı.Öncesinde bir kaç doktora gitmiş ve bize basit kist olduğu söylenmişti, akabinde yakın arkadaşımın da tavsiyesi üzerine engin hocam ile tanıştık. İlk muayenede endometriozis teşhisi koydu, yaptığı tahliller sonucu yumurta rezervelerimin de az olduğu ortaya çıkmış ve çocuk için çok vaktimiz olmadığını öğrenmiştik.Henüz iki yıllık evliydik ve çocuk için acele etmiyorduk.

Engin hocamızla yollarımız kesişmese çocuk için daha bekleyecek ve belki de çok geç kalmış olacaktık. İşte çocuk sahibi olabilme hikayemiz burada başladı iki tüp bebek denemesi gerçekleşmiş ikiside başarısız olmuştu öncesinde gelecek planlarımız arasında yer alan çocuk sahibi olma arzusu yerini birden çocuğum olabilecek mi korkusuna bırakmıştı.Engin hocam her kontrolde , hep bana sürpriz bir gebelik olabileceğini söyleyerek yüreğime umut ışığı olmuştu ve de öyle de oldu.

Tam yeniden tüp bebek denemesi için beklerken sürpriz bir gebelik haberini aldık. Bu habere ben ve eşim kadar heyecanlanıp , ilk kalp atışını duyduğumuzda orada bize sarılarak mutluluğumuza ortak olan ve hamileliğim boyunca bize güvenle rehberlik ederek kızımıza kavuşmamızı sağlayan engin hocamıza ve güleryüzlü ekibine şükranlarımızı sunuyoruz.

Engin Hoca ile ilk 2008 yılının ağustos ayında tanıştık. Eşimle birlikte tüp bebek tedavisi hakkında bilgi almak için International Hospital’ dan randevu aldık ve şansımıza Engin Hoca düştü. Bize tüp bebek tedavisi hakkında bilgi verdikten sonra beni muayene etti ve kullanmam gereken ilaçların reçetesini verdi. Ben tedavi hakkında bilgi almaya gitmişken kendimi tedaviye başlamış buldum. Biraz şok etkisi yarattı ama iyi ki de başlamışım.

Yapılan tedavi sonucu 12 adet embriyo elde edildi. Engin Hoca ile ilk ters düşüşümüz transfer edilecek embriyo sayısında oldu. Ben 2 tane diye direttim ama kendisi en az 3 en fazla 4 tane koymamızın başarı oranını yükselteceğini söyledi ve sonunda 3 tane transfer edildi. İlk yapılan kan testinde olumlu sonuç aldık. Ertesi gün tekrarlanan kan testi gebeliğin devam ettiğini gösteriyordu. Engin Hoca telefonla tebrik ederim hamilesin ama şunu belirtmeliyim ki muhtemelen çoğul gebelik dedi.

Önce çok korktum ya üçüz olursa diye ama kendimi ikiz gebelik için hazırladım. İlk ultrason için Engin Hoca ile buluştuğumuzda eğer 3 tane bebek olursa birini size veririm ben iki tane transfer yapalım demiştim size diye sitem ettim. Çok heyecanlıydım ama Engin Hoca bana ultrasonda 3 keseninde oluştuğunu ama sadece bir tanesinin hayatta olduğunu söylediğinde hayal kırıklığına uğradım çünkü kendimi ikiz gebeliğe hazırlamıştım. Yine de mutluydum çünkü en azından bir tane bebeğim içimde gelişiyordu. Düzenli kontrollerin ardından her şeyin gayet normal bir şekilde geliştiğini izliyorduk. 16. Haftanın sonunda bebeğimizin cinsiyetini öğrenmek için tekrar kontrole gittik. Eşim de ben de kızımız olsun istiyorduk.

Engin Hoca bize bir adet pembe çorap verdiğinde ikimizde çok mutlu olmuştuk. Aylar geçti ve Engin Hoca ile ikinci kez ters düştük. Bana doğumun sezaryen olması gerektiğini söyledi. Her şey normal olarak ilerliyordu ve ben normal doğum yapmak istiyordum. Engin Hoca bana ve eşime tüp bebek yöntemi ile elde edilen bebeklerin özel bebekler olduğunu ve bu bebekleri strese sokmak istemediğini söyledi. Ben hala normal doğum diye diretiyordum. Eşim de aylardır Engin Hoca’ ya gidiyoruz ve her söylediğini yerine getiriyoruz neden bu söylediğini yapmamakta diretiyorsun diye karşı çıktı. Sonuç iki erkek bir olup istediklerini yaptırdılar. Toplamda 6,5 kilo aldım ve 9 mayıs 2009 da 3,150 gr doğan kızımı kucağıma aldım. Doğumu epidural yapmak istedim çünkü kızımı doğar doğmaz görmek istiyordum. Migrenim olduğu için biraz kararsızdım ama kızımı hemen görmek istemem bu kararsızlığı yenmeme ve her şeyi göğüslememe yetti. Cumartesi günü sabah 9 da kızımı kucağıma aldım.

Pazar günü anneler günüydü ve hastanedeki tek yeni doğum yapmış anne bendim. Kızım benim en güzel hediyemdi. 12 embriyonun 3’ nü ilk transferde kullandığımız için kalanları dondurduk. 8 tane sağlam embriyo sağlıklı bir şekilde donduruldu. Düzenli olarak Engin Hoca’ ya kontrole gidiyordum. Eşim kızımızdan sonra başka çocuk istemedi. Ama ben kızımın yalnız kalmasını istemedim. 3,5 yıl boyunca eşimi ikna etmeye çalıştım. Embriyolar 5 sene boyunca sağlıklı olarak saklanabilecekti. 5. Senenin dolmasına 4 – 5 ay kala çok istiyorsam kalan embriyolar ile deneme yapabileceğimi söyledi ve hemen Engin Hoca ile görüştüm.

Yaklaşık 5 yıllık embriyolar ile hamile kalma şansım %5 idi ama şansımı denemek istiyordum. Eğer başarısız olursam en azından sağlıklı bir kızım vardı hayatımda. Gerekli tedaviler yapıldı ve Engin Hoca kalan embriyoların hepsini çözdürdü. Bu da beni üzdü çünkü eğer tutmazsa tekrar sıfırdan tedavi sürecini yaşamak istemiyordum ve en azında iki seferde çözülseydi iki şansım olabilir diye düşünüyordum. Zamanlama biraz karışık oldu. Engin Hoca’ ya 9 mayısta kızım için doğum günü partisi düzenleyip düzenleyemeyeceğimi sorduğumda sorun olmayacağını söyledi ama çözdürme olayı yapıldığında bana 9 mayısta transferin yapılması gerektiğini söylediler hastaneden.

Her şey hazırdı kızım için ve ben o gün sabah gidip parti ile ilgili her şeyi halledip hastaneye gittim. Eşim kızımızın partisine katıldı. Transfer yapıldıktan 1,5 saat sonra hastaneden çıkıp kızımın partisine katıldım. 4 tane sağlıklı embriyo vardı ve en kaliteli 2 si transfer edildi. Kan testinin yaptırmaya gittiğimde ilk baştan beri benimle ilgilenen hemşire bana hayırlı olsun umarım tutmuştur dediğinde ben sadece bir mi yoksa iki mi olduğunu merak ediyorum. Eminim ki hamileyim demiştim 🙂 İki gün üst üste yaptırdığım kan testleri hamileliği doğruladı. Engin Hocam telefonla hamileliği onayladı. İlk ultrason için randevulaştık. İlk hamileliğimde kan testleri çoğul gebeliği gösterdiği halde tek çocuk olmuştu bu yüzden ben aynı şey olacak diye kendimi teselli ediyordum.

Aklıma ikiz çocuk sahibi olacağımı hiç getirmedim. Ama bu seferki hamileliğim beni zorluyordu çünkü mide bulantısında yemek yemeyi bırakın en sevdiğim şey olan su içmek bile işkenceydi benim için. Ultrasona girmeden önce Engin Hoca bana nasıl olduğumu sordu ve cevabım “Eğer ilk hamileliğim böyle olsaydı kesinlikle ikinci hamileliği düşünmezdim “ oldu. Ultrasona girdiğimde Engin Hoca bana neden bu halde olduğun belli oldu iki bebek taşıyorsun dediğinde yine hayal kırıklığına uğradım çünkü bir tane bebek bekliyordum ve ilk seferinde çok istediğim ikiz hamilelik ikinci hamileliğime denk gelmişti. Yine de mutluydum çünkü kızım büyük bir aileye sahip olacaktı. İlk 3 – 4 ay mide bulantılarım haricinde gayet iyiydi. Bu sürede kilo almak yerine kilo vermiştim ama bebeklerim gelişimlerine devam ediyordu. Mide bulantıları da bittikten sonra her şey gayet normal bir şekilde devam etti. Eşim iki tane daha kız olsun istiyordu, ben iki erkek olmasın diğer seçeneklere kabulüm diyordum. Kızım ise bir kız ve bir erkek kardeşi olsun istiyordu. Cinsiyetlerini öğrenme zaman geldiğinde Engin Hoca kızıma bir pembe bir de mavi çorap verdiğinde kızım kendi hayali gerçekleştiği için çok sevindi. Bu kez doğum normal olsun diye tutturmadım 🙂 Ama doğum zamanında yine Engin Hoca kazandı.

Her şey çok normal gidiyordu ve ben daha bekleyebileceğimi biliyordum. İlk kızımın doğumundan 5,5 ay sonra annemi kaybetmiştim ve ikizlerim anneannelerini hiç tanımayacakları için en azında annemin doğum gününde doğmalarını istemiştim ama Engin Hoca ikiz ve tüp bebek oldukları için doğumun normal süreden 3 hafta önce olmasına karar verdi. İkinci hamileliğimde 13,5 kilo aldım ve ikizlerimin bir 2,760 diğeri 2,655 gr doğdu. Şu an yaklaşık 9 yaşında bir kızım, 4 yaşında ikizlerim var. Birden büyük bir aile olduk ve çok mutluyuz.

Bu mutluluğa katkılarından dolayı Engin Hoca’ ya çok teşekkür ediyoruz.

Load More